Karışık Şiirler

Anlatamıyorum

Pazar, Nisan 11th, 2010

Ağlasam sesimi duyarmısınız mısralarımda,
dokunabilirmisiniz gözyaşlarıma,elinizle ?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduÄŸunu
Bu derde düşmeden önce
Bir yer var biliyorum; (daha fazla…)

Doğum Günü

Pazar, Nisan 11th, 2010

İnsanların yüzlerini
Göremiyorum
Boğazım düğüm düğüm
Çözemiyorum
İstesende yanına gelemiyorum
Tutsam şu karanlığı
Tutsamda yırtsam
Ah elim tutuÅŸmasa elini tutsam
Susmasan konuÅŸsan
Sesini duysam
Tutsam güzel yüzünü
Bağrıma bassam
Doğum günüm bugünüm
Doğum günüm gülüm
DoÄŸum günüm diyorsun (daha fazla…)

Yinede Korkmuyorum Seni Sevmekten

Pazar, Nisan 11th, 2010

Yinede Korkmuyorum Seni Sevmekten

Yinede Korkmuyorum Seni Sevmekten..
Kaçmaya çalıştığın gerçek,
Bir gün karşına çıkacak.
Ve işte o gün
Kaçacak yerin olmayacak.
Ben senin varlığını seviyorum,
YokluÄŸunu seviyorum
Sana ulaşamadığım dakikalarda.
Seni duymayı
Seni özlemeyi
Hiç görmesem bile seninle olmayı seviyorum.
Hiç korkmuyorum seni sevmekten.
Senin gülüşünü seviyorum.
Her bana bakışında
Gözlerinde okuduğum o duyguyu
Gözlerindeki gözlerimi seviyorum.
Gönlünü seviyorum
Özünü seviyorum senin
Dudaklarındaki sözlerimi seviyorum
Yine de korkmuyorum seni sevmekten.
Ben sendeki o sıcaklığı
Sana olan uzaklığı seviyorum.
Yanaklarından akan gözyaşlarını
En çok, dağınık olduğunda saçlarını
Beni arayan ellerini seviyorum.
Yalnızlığımı seviyorum sebebi sensen
Ayrılığını seviyorum,
En çok yalnız kaldığımda
Beni bulan gönlünü seviyorum.
Ben en çok senin bana olan
Sevgini seviyorum.
İçimden haykırmak geliyor.
Dünyaya sığdıramadığım seni
Kalbime sığdırmak geliyor.
Ağlamak geliyor seni görmezsem
Özlemek geçiyor içimden seni
Sevmek geçiyor.
İçimden sana doÄŸru giden (daha fazla…)

Bağlanacaksın

Cumartesi, Mart 6th, 2010

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaÅŸayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin iÅŸte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiÄŸinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir ÅŸeyleri sahipleneceksen, (daha fazla…)

Unutmadım Unutamam Kara Sevdam Merak Etme

Çarşamba, Ocak 20th, 2010

Yitirilmiş, kaybedilmiş duygulara takılı kalıp
hayatımdan eksilen ne varsa onları yüreğime gömüyor ve
üzerinde açan mutluluk ve hüzün çiçeklerini her hatırladığımda
ise onları yağmurlara inat göz yaşlarımla suluyorum.

Hayat o kadar zamansız duygular yaşatıyor ki
sen bu zaman denilen kavramın içindeki en değerli andın.
Hüzün çiçeklerimi soldurup
yüreğime mutluluk tohumları ektim seninle,
sonra sarıdan çaldım,yeşilden,maviden ve siyahtan,
hayat bu renklerden ibaretti sende;
rengarenk tablolar resmettim hayatın duvarlarına ve
her renkte sen vardın.

Zamansız duygular;
ama zamanı beklemezmiş yaşamaya değer şeyler ben sende bunu anladım.
Zamansız gelmiştin bana,
baharı yaşamamış çöl gibiyken yüreğim senin yağmurunda ıslandım.
Çiğ damlası oldu bakışların,
gözlerinin neminde ise hiç yaşanmamış bir iklim ısıttı kalbimi,
çorak toprağıma ektiğin filizler çiçek açtı.
Yemyeşil bir dünya oldun içimde..

Artık rüyalara gerek duymuyordu bedenim,
çünkü ruhum yaşıyordu seninle sen canımdan
 içimden bir parçaydın öylesine bir bütün olmuştun ki
düşünmek bile istemediğim tek şey senden kopma korkusuydu.
Ve koptun… Ve ben… öldüm…..(…ve… uzun bir sessizLik..)

Artık zamansız değil duygularım,
sensizliğin acısı zaman dinlemiyor.
En beklenilmedik en umulmadık zamanı bile beklemiyor her an..
her saniye..her dakika.. gözlerimi sensizliğin acısına kilitliyorum.
Yaşamaya değer şeyler zamanı beklemediği gibi
acılarda vuracağı kalbin çığlıklarına aldırış bile etmeden
darbelerini en derine indiriyor Ve ben sensiz yok olup ölüyorum…

Hayatın duvarlarına resmettiğim o rengarenk duygularım,
gözlerime inen o fırtınalı yağmurla akıp giderken ve
ben bu bomboş bedeni sokaklara taşıyıp yorgun ayaklarımla,
yağmurların hırpaladığı kaldırımlara serilirken
akıp giden bu deli yağmurla ağlıyorum.
Ellerimde artık kül rengi kaldı.
Bomboş bir tuval var şimdi önümde
ve ben ellerimde kalan kül rengiyle
ancak bu yitirilmiÅŸliÄŸi bu sensizliÄŸi anlatabilirim…

Ben bu cümlelere sığınarak anlatamam seni
bu cümleler bu kelimeler anlatır mı..?
sanıyorsun…
UnutulmuÅŸluÄŸu,unutmayı,unutabilme- – yi
kısacası unutmak adına ne varsa hepsini hepsini unuttum…
Unutulmamayı,unutmamayı,unutabilememey- – i öğrendim yokluÄŸunda,
beni çeken hayalin gözlerime perde gibi indiğinde ellerimde ellerinin sıcaklığını hissettim.
Avuçlarımda o ipek saçların dolaştı,
ve ben yokluğunda hayal ettiğim gözlerine gözlerimi kilitledim..
Ben sana olan bu sevgimi unutmayı değil,
bir ömür boyu ölümsüzleştirmeyi dilerdim.
Ve ben ben dudaklarımda ezberlediÄŸim ÅŸarkının her kelimesini göz yaÅŸlarıma ekledim….

Ama Benim CiÄŸerim Yanar..
Ten Oyalanır CAN Kanar..
İki Gözüm İki ÇeÅŸme Haberin Yok….
İçerime İçerime Akar…

UNUTMADIM UNUTAMAM KARA SEVDAM MERAK ETME YAÅžAMAKSA YAÅžADIM
LAKİN CANIMIN ÇOÄžU KALDI SENDE…

Unutmadım unutamam
Kara sevdam merak etme
Yaşamaksa yaşadım lakin
Canımın çoğu kaldı sende

Pişman mıyım asla
Güzelleştim yasla
Sevmedim mi sevdim evet
Senden sonra ihtirasla

Ama benim ciÄŸerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme
Haberin yok içerime içerime akar

Benim ciÄŸerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme
Haberin yok içerime içerime akar

Unutmadım unutamam
Kara sevdam merak etme
Yaşamaksa yaşadım lakin
Canımın çoğu kaldı sende

Ama benim ciÄŸerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme
Haberin yok içerime içerime akar

Benim ciÄŸerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme
Haberin yok içerime içerime akar

Unutmadım unutamam
Kara sevdam merak etme
Yaşamaksa yaşadım lakin
Canımın çoğu kaldı sende.

Biz Üç Kişiydik

Çarşamba, Ocak 20th, 2010

Biz üç kişiydik;

Bedirhan, Nazlıcan ve ben

Üç ağız, üç yürek, üç yeminli fiÅŸek…

Adımız bela diye yazılmıştı dağlara taşlara,

Boynumuzda ağır vebal, koynumuzda çapraz tüfek…

 

El tetikte kulak kiriÅŸte

Ve sırtımız topraÄŸa emanet…

Baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi,

Yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık.

Deniz çok uzaktaydı

Ve dokunuyordu yalnızlık.

Gece uçurum boylarında,

Uzak çakal sesleri

Yüzümüze, ekmeğimize,

Türkümüze çarpar geçerdi.

 

Göğsüne kekik süredi Nazlıcan,

Tüterdi buram buram.

Gizlice ona bakardık,

YüreÄŸimiz göçerdi…

 

Belki bir çoban kavalında yitirdik Nazlıcan’ı,

Ateşböcekleriyle bir oldu kırpışarak tükendi.

Bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza,

KurÅŸun gibi, mayın gibi tutuÅŸarak tükendi…

 

Oy Nazlıcan vahşi bayırların maralı,

Nazlıcan saçları fırtınayla taralı,

Sen de gider miydin böyle yıldızlar ülkesine,

Oy Nazlıcan oy can evinden yaralı…

 

Nazlıcan serin yayla çiçeği

Nazlıcan deli dolu heyecan

Göğsümde bir sevda kelebeği

Nazlıcan ah Nazlıcan…

 

Artık yenilmiş ordular kadar

Eziktik, sahipsizdik

Geçip gittik, parka ve yürek paramparça,

Gerisi ölüm duygusu, gerisi sağır sessizlik,

Geçip gittik, Nazlıcan boÅŸluÄŸu aramızda…

 

Bedirhan’ı bir geçitte sırtından vurdular…

Yarıp çıkmışken nice büyük ablukaları,

Omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca,

Titredi ve iki yana düştü kolları….

Ölüm bir ısırgan otu gibi sarmıştı her yanını

Devrilmiş bir ağaçtı ayışığında gölgesi

Uzanıp bir damla yaş ile dokundum kirpiklerine

Göğsümü çatlatırken nabzımın tükenmiÅŸ sesi…

 

Sanki bir şakaydı bu, birazdan uyanacaktı,

Birazdan ateşi karıştırıp bir sigara saracaktı

Oysa ölüm sadık kalmıştı randevusuna ah

O da Nazlıcan gibi bir daha olmayacaktı…

 

Ey Bedirhan; Katran gecelerin heyulası,

Ey Bedirhan; Kancık pusuların belası

Sen de böyle düşecek adam mıydın konuşsana,

Ey Bedirhan ey mezarı kartal yuvası…

 

Bedirhan mor dağların kaçağı

Bedirhan mavi gözleri şahan

Zulamda suskun gece bıçağı

Bedirhan ah Bedirhan…

 

Biz üç kişiydik

Üç intihar çiçeği

Bedirhan, Nazlıcan ve ben

Suphi…

 

Yusuf  HAYALOĞLU

Burdayım Sözümde

Çarşamba, Ocak 20th, 2010

…Düşüyorum
Karıncanın peşine minik depremler oluyor
Yabanıl ot kokuları,sonra düşler,düşüyorum…
Puslu bir görüntü tarih dediğimiz ve kirli
Sular buharlaşıyor buluşalım dediğin denizde

Burdayım sözümde,yanlışsa da bu istasyon
Bir ben yitirmedim galiba belleÄŸimi bir de
Şiir yazanlar, ne kadardılar ve nerdeydiler
Hatıralar üretiyorum telgraf tellerinden
Akşamüstleri fesleğenleri suluyorum
Bekle demiyorum kimseye,unutma demiyorum

Acı soysuzlaşınca tiranlaşıyor belleksizlik
İnat ve öfke,kaybediş ve kayboluş oluyoruz
Komikti dıştan bakınca dünya ama hırçın
Ayışığı,telgraf direkleri ve fesleğenler
Burdayız işte durgun bir sessizlikteyiz şimdi

Unutulan bir şey kaldı mı diye soruyor tiran
Kampana çalarken çöldeyiz o geniş çevrende
Mısır’ı soyun diyordu Musa belleksizdir firavun
Babil ve burası iki istasyon iki uzak nokta
Belki bir imgede düzlem olabilen iki grilik

Düşler ve tarih inilecek son istasyon
Burdayım işte güzel bir yanlıştayım şimdi
Beklemesini bilmiyor acalesi olan ve nedense
Çekip gidiyorlar, kalanlar o kadar azız ki
O kadar azız ki mutluluk bile bizden çok

Ahmet Telli

Anne Sakın Babamın Yanına Gitme!

Çarşamba, Kasım 11th, 2009

Eğer bu hayatta bu kadar acı çekeceğimi bilseydin?
Dogacagıma sevinir miydin?
Adım adım hayat denen uçuruma gideceğimi bilseydin?
Adım atışımda parlarmıydı gözlerin?
Adını sevgi koydukları dibi görünmeyen kör kuyuya düşecegimi bilseydin?
Bir bebek verip elime sev dermiydin?
Korkuyorum annecim,adım atmaya,sevmeye sevgi korkağı oldum ben.

Suyun artık insan boğduğunu,ateşinse yaktığını biliyorsun!
Bana söylemeye geç mi kaldın bi tanem?
Ağlıyorum. Neden mi?
Sevgi korkağı oldum anne ben!

Ellerim titriyor…
Artık kelimeler arasında bir nokta bulamıyorum
Ne hece sayısı tutuyor ne de mısra sırası
Sen üzülme diye söylemiyorum
Babamı özlüyorum anne ben!
En çok ta kızım deyip usulca saçlarımı okşayışını
Sevgi korkağı oldum anne ben

Burası ÅŸarkışla (daha fazla…)

OtuzbeÅŸ YaÅŸ

Çarşamba, Kasım 11th, 2009

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi (daha fazla…)

Güzel köyüm

Cuma, Nisan 10th, 2009

Kocaman bir okulun minicik bir sınıfı gibidir
Köyüm…
Bu sınıf – belki çok çalışkan değil ama-

Umutlu, İyi yürekli, özgür, saygılı
İnsanlar yetiştiriyor yıllar boyu.
İşte ben bu sınıftan aldığım
İlk eğitimle, yıllardır hazırlıyorum

Hayata öğrencilerimi…
Neler öğrenmedim ki bu sınıfta ?
En güzel duyguları,
Üzüntülerin en yakıcısını…

Kışın en sert günlerinde bile,
Yanaklarım soğuktan al al
Eve dönerken akşamın alacasında,
Kollarımı iki yana açıp kuş gibi

KoÅŸarken,
Özgürlüğün tadını öğrendim…
Sevcan’ la oturup KÜÇÜK TEPE’ de
Hayal kurarken geleceÄŸe dair,

Umut etmeyi öğrendim…
Yaz tatillerini, köyümün sokaklarının
Åženlenmesini beklerken, (daha fazla…)