ÅŸiirleri

Seven Gönül Hasret Çeker

Pazar, Temmuz 18th, 2010

Seven Gönül Hasret Çeker

Kimi mala,kimi caha
Seven gönül hasret çeker
Bütün yollar varır ona
Seven gönül hasret çeker

Unutma bir dost kelamı
İstersen ara mevlayı
İster sen süsle dünyayı
Seven gönül hasret çeker

Dünya bir menzile gider
Gece gündüzlere döner
Yıllar doludizgin geçer
Seven gönül hasret çeker

Aşk oduna yanmadıkça
Bülbül gülü anmadıkça
Kul mürşidi bulmadıkça
Seven gönül hasret çeker

İlim çaba gerektirir
Hem müminin yitiğidir
Sabrın meyvesi ne güzeldir (daha fazla…)

Ben sana mecburum

Cumartesi, Mart 6th, 2010

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun

Sevmek kimi zaman rezilce korkudur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor (daha fazla…)

Hareti budadım

Cuma, Åžubat 13th, 2009

Hasreti budadım körpe umutlarda,
Sallanıyorum bağ bozumu akşamlarda.
Birleşirim hasretle rüyalarda,
Seni çekerim sensiz ayazlarda.
Bıçağım keskin ve acımasız,
Saldırır uzayan hasret dallarına.
Bir duman (daha fazla…)

Düşmek

Cuma, Åžubat 13th, 2009

Ölüme düştü akşam
tülbentten süzdüler bataklığı
öksüz bir arı kuşu kaldı.
Dalgaya düştü deniz
unutup tuza döndü
koynundaki balığı
Maviye düştü kırlangıç kanadı
bulutla oynuyor düşler
ışık yokluÄŸun (daha fazla…)

Bahri hazer

Cuma, Åžubat 13th, 2009

BAHRİ HAZER

Ufuklardan ufuklara
ordu ordu köpüklü mor dalgalar koşuyordu;
Hazer rüzgârların dilini konuşuyor balam,
konuÅŸup coÅŸuyordu!
Kim demiÅŸ “çört vazmi!”
Hazer ölü bir göle benzer!
Uçsuz bucaksız başı boş tuzlu bir sudur Hazer!
Hazerde dost gezer, e…..y!..
düşman gezer!

Dalga bir dağdır
kayık bir geyik!
Dalga bir kuyu
kayık bir kova!
Çıkıyor kayık
iniyor kayık,
devrilen
bir atın
sırtından inip,
ÅŸahlanan
bir ata
biniyor kayık!

Ve Türkmen kayıkçı
dümenin yanına bağdaş kurup oturmuş.
Başında (daha fazla…)

Geceler

Cuma, Åžubat 13th, 2009

Hayaller kurarak,ağladım işte
Bana yalan oldu,sensiz GECELER
Adını dilimde,söyledim yine
Geçmek bilmez oldu.sensiz GECELER

Ne acıdır,hayallere aldanmak
Çok zaman (daha fazla…)

Ah ayrılık

Cuma, Åžubat 13th, 2009

Ben bir adam gördüm
kendi kendine “ah ayrılık”diyordu
Ben bir kadın gördüm
kendi kendine”ah ayrılık”diyordu
bir çocuk gördüm
“ah ayrılık”diyordu
ama bu kendi kendi “ah ayrılık” (daha fazla…)

Öldür beni anne

Cuma, Åžubat 13th, 2009

kalbimin hiç tanımadığı duyguları
daha yeni yeni hissetmeye başladığı dönemlerdi
çevremde arkadaşlarım çoktu
ama bir gariplik vardı bende
mutlu deÄŸildim
sanki aradığım başka birşeydi
her akşam eve gelir odama çekilir ağlardım
noluyordu bana anlayamıyordum
birgün yine arkadaşlarla beraberdim
beraberdim derken nasıl bir beraberlik
onlar bir araya toplanıp gülüp eğlenirlerken
bense bir kenara çekilmiş
her zamanki gibi içimdeki fırtınaları dinliyordum
artık arkadaşlarımda alışmıştı bu durumuma
yanıma gelip oturduğunu hiç farketmemişim
daldığım düşüncelerin derinliklerindeyken
bir SELAM sesini duyana kadar
selam dedim bende
neden yalnız oturuyosun dedi
bilmiyorum dedim
kimse seni anlamıyor
hatta kendin bile kendini anlamıyorsun değilmi dedi
evet dedim,sen nerden biliyorsunki
bende bu yüzden yanına geldim zaten dedi
bende aynı durumdayım
seni arkadaşlarından ayrı derin düşüncelere dalmış görünce
iÅŸte benim gibi biri daha dedim diyince
yüzüne baktım ve gözgöze geldik
o anda kalbim durdu sanki
donup kalmıştım
ne zaman ayrıldık eve nasıl geldim bilmiyorum
o gün sürekli onu düşündüm
sanki aradığım şey buydu hissedebiliyordum bunu
o günden sonra hergün buluşmaya başladık
evleri iki mahalle kadar uzaktaydı
bizim mahallede akrabaları varmış
ilk tanıştığımız gün onlara gelmişler
böylece aylar geçti
artık ailelerimizde biliyordu
ya ben onlara gidiyordum yada o bize geliyordu
yani her günümüzü birlikte geçiriyorduk
zaman geçtikçe anlayamadığımız garip duyguların farkına vardık
birşeyler vardı
birbirimizi çok seviyorduk
görmeden yapamıyorduk
ama arkadaşlık değildi bu
diğer arkadaşlarımızıda seviyorduk
bu çok farklı bişeydi
kimseyede soramıyorduk
nasıl soralımki
biz bile bilmiyorduk ne olduÄŸunu
bu çok yoğun duyguların etkisiyle
bazen mutluluktan bulutlara çıkıyor
bazende o küçücük kalplerimize sığdıramadığımız
ve bir türlü anlayamadığımız hisler dünyasında
sebepsiz yere ağlıyor
gözyaşlarımızı birbirimize hediye ediyorduk
belki size saçma gelecek ama
birbirimizi ilk gördüğümüz günü anlatmıştım
ondan sonraki ilk buluşmamızda
biraz konuştuktan sonra bir ara gözgöze gelmiştik
ve daha ne olduÄŸunu anlamadan
ikimizde sebepsiz yere birden ağlamaya başlamıştık
hemde ne aÄŸlama
sanki hiç bitmeyecek gibiydi göz yaşlarımız
işte o günden sonra
bir daha biribirimizin yüzüne uzun süre bakamadık
hatta çoğu zaman sırtlarımız birbirimize dönük otururduk
bi gören olsa bize gülerdi heralde
elimizde değildiki bakamıyorduk işte
ama ne olursa olsun çok mutluyduk
artık ne güneşin doğuşunun
ne çiçeklerin kokusunun
nede kuşların aşk şarkılarının farkındaydık
biz birbirimizde kaybolmuÅŸtuk
taki o akşam bizim evin zili uzun uzun çalana kadar
kapıyı annem açtı
gelen onun teyzesinin kızıydı (daha fazla…)