ÅŸiir oku

Ben sana mecburum

Cumartesi, Mart 6th, 2010

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun

Sevmek kimi zaman rezilce korkudur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor (daha fazla…)

Bağlanacaksın

Cumartesi, Mart 6th, 2010

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaÅŸayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin iÅŸte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiÄŸinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir ÅŸeyleri sahipleneceksen, (daha fazla…)

Kalp yangını

Cumartesi, Mart 6th, 2010

Anlatılması imkansız biliyor musun
Bir insanın başka bir insan için bu kadar yanması
Onu gördüğü zaman dizlerinin tutmaması
Konuşamaması…

Adına ne derler acaba
Sadece sevda denip geçilir mi
Yoksa başka bir ismimi vardır
Ya da sadece ben mi yaşıyorum bu duyguları
O yüzden mi bu kadar tarifsiz bu durum
Yanıyorum tutuşuyorum
Anlatamıyorum

Nasıl bir duygu tüneli bu
Nasıl bir aşk ateşi
Hangi dilde anlatılır bu kalp yangını
Hangi asırda yaşanır

Ben bu kadar yakınken sana
Sen yıldızlar kadar uzaksın bana
Yoksa işlediğim günahların
Bedeli mi bilmem
Bu aÅŸk ateÅŸinde yanmak

Yoksa böylesine aşık olmak mı suçum
Gözlerinden başka
Hiç bir şey yokken dünyamda
Bulanmışım demek ki baÅŸtan baÅŸa günahlara (daha fazla…)

Unutmadım Unutamam Kara Sevdam Merak Etme

Çarşamba, Ocak 20th, 2010

Yitirilmiş, kaybedilmiş duygulara takılı kalıp
hayatımdan eksilen ne varsa onları yüreğime gömüyor ve
üzerinde açan mutluluk ve hüzün çiçeklerini her hatırladığımda
ise onları yağmurlara inat göz yaşlarımla suluyorum.

Hayat o kadar zamansız duygular yaşatıyor ki
sen bu zaman denilen kavramın içindeki en değerli andın.
Hüzün çiçeklerimi soldurup
yüreğime mutluluk tohumları ektim seninle,
sonra sarıdan çaldım,yeşilden,maviden ve siyahtan,
hayat bu renklerden ibaretti sende;
rengarenk tablolar resmettim hayatın duvarlarına ve
her renkte sen vardın.

Zamansız duygular;
ama zamanı beklemezmiş yaşamaya değer şeyler ben sende bunu anladım.
Zamansız gelmiştin bana,
baharı yaşamamış çöl gibiyken yüreğim senin yağmurunda ıslandım.
Çiğ damlası oldu bakışların,
gözlerinin neminde ise hiç yaşanmamış bir iklim ısıttı kalbimi,
çorak toprağıma ektiğin filizler çiçek açtı.
Yemyeşil bir dünya oldun içimde..

Artık rüyalara gerek duymuyordu bedenim,
çünkü ruhum yaşıyordu seninle sen canımdan
 içimden bir parçaydın öylesine bir bütün olmuştun ki
düşünmek bile istemediğim tek şey senden kopma korkusuydu.
Ve koptun… Ve ben… öldüm…..(…ve… uzun bir sessizLik..)

Artık zamansız değil duygularım,
sensizliğin acısı zaman dinlemiyor.
En beklenilmedik en umulmadık zamanı bile beklemiyor her an..
her saniye..her dakika.. gözlerimi sensizliğin acısına kilitliyorum.
Yaşamaya değer şeyler zamanı beklemediği gibi
acılarda vuracağı kalbin çığlıklarına aldırış bile etmeden
darbelerini en derine indiriyor Ve ben sensiz yok olup ölüyorum…

Hayatın duvarlarına resmettiğim o rengarenk duygularım,
gözlerime inen o fırtınalı yağmurla akıp giderken ve
ben bu bomboş bedeni sokaklara taşıyıp yorgun ayaklarımla,
yağmurların hırpaladığı kaldırımlara serilirken
akıp giden bu deli yağmurla ağlıyorum.
Ellerimde artık kül rengi kaldı.
Bomboş bir tuval var şimdi önümde
ve ben ellerimde kalan kül rengiyle
ancak bu yitirilmiÅŸliÄŸi bu sensizliÄŸi anlatabilirim…

Ben bu cümlelere sığınarak anlatamam seni
bu cümleler bu kelimeler anlatır mı..?
sanıyorsun…
Unutulmuşluğu,unutmayı,unutabilme- - yi
kısacası unutmak adına ne varsa hepsini hepsini unuttum…
Unutulmamayı,unutmamayı,unutabilememey- - i öğrendim yokluğunda,
beni çeken hayalin gözlerime perde gibi indiğinde ellerimde ellerinin sıcaklığını hissettim.
Avuçlarımda o ipek saçların dolaştı,
ve ben yokluğunda hayal ettiğim gözlerine gözlerimi kilitledim..
Ben sana olan bu sevgimi unutmayı değil,
bir ömür boyu ölümsüzleştirmeyi dilerdim.
Ve ben ben dudaklarımda ezberlediÄŸim ÅŸarkının her kelimesini göz yaÅŸlarıma ekledim….

Ama Benim CiÄŸerim Yanar..
Ten Oyalanır CAN Kanar..
İki Gözüm İki ÇeÅŸme Haberin Yok….
İçerime İçerime Akar…

UNUTMADIM UNUTAMAM KARA SEVDAM MERAK ETME YAÅžAMAKSA YAÅžADIM
LAKİN CANIMIN ÇOÄžU KALDI SENDE…

Unutmadım unutamam
Kara sevdam merak etme
Yaşamaksa yaşadım lakin
Canımın çoğu kaldı sende

Pişman mıyım asla
Güzelleştim yasla
Sevmedim mi sevdim evet
Senden sonra ihtirasla

Ama benim ciÄŸerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme
Haberin yok içerime içerime akar

Benim ciÄŸerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme
Haberin yok içerime içerime akar

Unutmadım unutamam
Kara sevdam merak etme
Yaşamaksa yaşadım lakin
Canımın çoğu kaldı sende

Ama benim ciÄŸerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme
Haberin yok içerime içerime akar

Benim ciÄŸerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme
Haberin yok içerime içerime akar

Unutmadım unutamam
Kara sevdam merak etme
Yaşamaksa yaşadım lakin
Canımın çoğu kaldı sende.

Biz Üç Kişiydik

Çarşamba, Ocak 20th, 2010

Biz üç kişiydik;

Bedirhan, Nazlıcan ve ben

Üç ağız, üç yürek, üç yeminli fiÅŸek…

Adımız bela diye yazılmıştı dağlara taşlara,

Boynumuzda ağır vebal, koynumuzda çapraz tüfek…

 

El tetikte kulak kiriÅŸte

Ve sırtımız topraÄŸa emanet…

Baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi,

Yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık.

Deniz çok uzaktaydı

Ve dokunuyordu yalnızlık.

Gece uçurum boylarında,

Uzak çakal sesleri

Yüzümüze, ekmeğimize,

Türkümüze çarpar geçerdi.

 

Göğsüne kekik süredi Nazlıcan,

Tüterdi buram buram.

Gizlice ona bakardık,

YüreÄŸimiz göçerdi…

 

Belki bir çoban kavalında yitirdik Nazlıcan’ı,

Ateşböcekleriyle bir oldu kırpışarak tükendi.

Bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza,

KurÅŸun gibi, mayın gibi tutuÅŸarak tükendi…

 

Oy Nazlıcan vahşi bayırların maralı,

Nazlıcan saçları fırtınayla taralı,

Sen de gider miydin böyle yıldızlar ülkesine,

Oy Nazlıcan oy can evinden yaralı…

 

Nazlıcan serin yayla çiçeği

Nazlıcan deli dolu heyecan

Göğsümde bir sevda kelebeği

Nazlıcan ah Nazlıcan…

 

Artık yenilmiş ordular kadar

Eziktik, sahipsizdik

Geçip gittik, parka ve yürek paramparça,

Gerisi ölüm duygusu, gerisi sağır sessizlik,

Geçip gittik, Nazlıcan boÅŸluÄŸu aramızda…

 

Bedirhan’ı bir geçitte sırtından vurdular…

Yarıp çıkmışken nice büyük ablukaları,

Omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca,

Titredi ve iki yana düştü kolları….

Ölüm bir ısırgan otu gibi sarmıştı her yanını

Devrilmiş bir ağaçtı ayışığında gölgesi

Uzanıp bir damla yaş ile dokundum kirpiklerine

Göğsümü çatlatırken nabzımın tükenmiÅŸ sesi…

 

Sanki bir şakaydı bu, birazdan uyanacaktı,

Birazdan ateşi karıştırıp bir sigara saracaktı

Oysa ölüm sadık kalmıştı randevusuna ah

O da Nazlıcan gibi bir daha olmayacaktı…

 

Ey Bedirhan; Katran gecelerin heyulası,

Ey Bedirhan; Kancık pusuların belası

Sen de böyle düşecek adam mıydın konuşsana,

Ey Bedirhan ey mezarı kartal yuvası…

 

Bedirhan mor dağların kaçağı

Bedirhan mavi gözleri şahan

Zulamda suskun gece bıçağı

Bedirhan ah Bedirhan…

 

Biz üç kişiydik

Üç intihar çiçeği

Bedirhan, Nazlıcan ve ben

Suphi…

 

Yusuf  HAYALOĞLU

Olmasanda sen ÅŸimdi

Çarşamba, Mart 11th, 2009

Şimdi saçların değmese de rüzgarın sesine,
Ellerin avuçlarımda ısınmasada..
Baktığım gökyüzünde ne yıldızlar olsa,
Nede kokun dolsa ansızın odama..
Ben yine seni, sen sevdiÄŸimi bile bilmeden,
Görmeden gözlerimdeki değerini
Sevmeye devam edeceÄŸim.

Sen diye seveceğim karşı balkondaki kızı.
Sanki seni yaşarmışcasına izliyeceğim o eski türk filmlerini.
Her gittiğim limanın o güzel kızı olarak seni hayal edecek,
Bir çiçek daha alacağım o köşedeki yaşlı amcadan.
Belki sen seviyorsun diye yerim o eski köhne lokantadan..

Olmasan da sen ÅŸimdi,
Ben yine her sabah sana gelir gibi erkenden kalkacağım.
Saçlarımı senin istediğini gibi tarayıp,
Senin bana (daha fazla…)

Zehirde olsan kal bende

Pazar, Åžubat 15th, 2009

Zehir De Olsan Kal Bende

Hangi gözlere düşer serabın
Muradına tutsak iken ben
Vuslat hayali yüreğimdeyken
Bir yanım tipi , boran , kar düşer
Bir yanım alev alev kor düşer
Dağ susar bugün
Düşler mahkum çirkiniklere
Cellatlar basar bugün
Zehir de olsan kal bende
Say ki sabahına küsmüş bir ayazdım
Ne olur gel
Sana şiir yazdım

Kimin yollarına tebessüm eder dudağın
Yollarına turab iken ben
Öyle deli dolu
Öyle apansız
Çık gel
Sana söylerim (daha fazla…)

Susmaktan yoruldum

Pazar, Åžubat 15th, 2009

Susmaktan yoruldum
Kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli beri
Efkar demliyorum gözlerimde
yaşlarımı, yanağıma varmadan öldürüyorum
Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi
Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp
Seni içimden terkediyorum

Ne unutacak kadar nefret ettin
Ne hatırlayacak kadar sevdin
Yıkık bir duvar (daha fazla…)

Aslım ve toprak

Pazar, Åžubat 15th, 2009

Aslıma Karışıp Toprak Olunca

Aslıma karışıp toprak olunca
Çiçek olur mezarımı süslerim
DaÄŸlar yeÅŸil giyer bulutlar aÄŸlar
Gök yüzünde dalgalanır seslerim

Ne zaman toprakla birleÅŸir cismim
Cümle mahluk ile bir olur ismim
Ne hasudum kalır ne de bir hasmım
Eski düşmanlarım olur dostlarım

Evvel de topraktır sonra da adım
Geldim gittim bu (daha fazla…)

Karışık

Pazar, Åžubat 15th, 2009

Kimi Bir Dikene Takılmış Gider

Nice dertli kullar gezer alemi
kimi bir kenara atılmış gider
kimi esir etmiÅŸ para zalimi
kimi beş paraya satılmış gider

hep başka başkadır yaşam izleri
kimisi bunalmış yaşlı gözleri
her kimi dinledim acı sözleri
kimi bir ateşe yakılmış gider

kimi darda kalmış canından bezgin
kimisi yol almış ilimden sezgin
kimi yalnız kalmış (daha fazla…)