Ben sana mecburum Åžiiri

Mart 6th, 2010

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun

Sevmek kimi zaman rezilce korkudur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor Yazinin devamini okuyun »

Ey sevgilim Åžiiri

Mart 6th, 2010

Senin kalbinden sürgün oldum ilkin

Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süregi

Bütün törenlerin sölenlerin ayinlerin yortularin disinda

Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim

Af dilemeye geldim affa layik olmasam da

Uzatma dünya sürgünümü benim

Aşkın bu en onulmazından koparıp

Bir tuz bulutu gibi

Savuran yüregime

Ah uzatma dünya sürgünümü benim

Nice yoruldugum ayakabilarimdan degil

Ayaklarimdan belli

Lambalar egri

Aynalar akrep melegi

Zaman çarpilmis atin son hayali

Ev miras degil mirasin hayaleti

Ey gönlümün dogurdugu

Büyüttügü emzirdigi

Kus tüyünden

Ve kus sütünden

Geceler ve gündüzlerde

Insanliga anit gibi yükselttigi

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Uzatma dünya sürgünüm benim

Bütün siirlerde söyledigim sensin

Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin

Seni saklamak için görüntülerinden faydalandim Salome’nin Belkis’in

Bosunaydi saklamaya çalismam öylesine asikarsin bellisin

Kuslar uçar senin gönlünü taklit için

Ellerinden devsirir bahar çiçeklerini

Deniz gözlerinden alir sonsuzlugun haberini

Ey gönüllerin en yumusagi en derini

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Uzatma dünya sürgünümü benim

Yillar geçti sapan ölümsüz iz birakti toprakta

Yildizlara uzaniphep seni sordum gece yarilarinda

Çati katlarinda bodrum katlarinda

Gölgendi gecemi aydinlatan essiz lamba

Hep Kanlica’da Emirgan’da

Kandilli’nin kursuni safaklarinda

Seninle söylesip durdum bir ömrün baharinda yazinda

simdi onun birdenbire gelen sonbaharinda

Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim

Af dilemeye geldim affa layik olmasam da

Ey çagdas Kudüs (Meryem)

Ey sirrini gönlünde tasiyan Misir (Züleyha)

Ey ipeklere yumusaklik bagislayan merhametin kalbi

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Uzatma dünya sürgünümü benim

Daglarin yikilisini gördüm bir Venüs bardaginda

Köle gibi satildim pazarlar pazarinda

Günesin sarardigini gördüm Konstantin duvarinda

Senin hayallerinle yandim düslerin civarinda

Gölgendi yansiyip duran bengisu pinarinda

Ölüm düsüncesinin beni sardigi su anda

Verilmemis hesaplarin korkusuyla

Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim

Af dilemeye geldim affa layik olmasam da

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Uzatma dünya sürgünüm benim

Ülkendeki kuslardan ne haber vardir

Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardir

Ask celladindan ne çikar madem ki yar vardir

Yoktanda vardan da ötede bir Var vardir

Hep suç bende degil beni yakip yikan bir nazar vardir

O sarkiya özenip söylenecek misralar vardir

Sakin kader deme kaderin üstünde bir kader vardir

Ne yapsalar bos göklerden gelen bir karar vardir

Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardir

Yanmissam külümden yapilan bir hisar vardir

Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardir

Sirlarin sirrina ermek için sende anahtar vardir

Gögsünde sürgününü geri çagiran bir damar vardir

Senden umut kesmem kalbinde merhamet adli bir çinar vardir

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Eylül bakışlım Şiiri

Mart 6th, 2010

Baharda gelmedin yazda gelseydin
Ah benim hazanım eylül bakışlım
Nasıl sevdiğimi sen de bilseydin
Ah benim hazanım eylül bakışlım

Kaderimi baştan çizemez miydin
Bu kördüğümü sen çözemez miydin
Daha önceleri gelemez miydin
Ah benim hazanım eylül bakışlım

Kaç gece terk ettim kaç sabah koştum
Seninle doluydum sensiz bomboÅŸtum Yazinin devamini okuyun »

Başka olmalıydı herşey Şiiri

Mart 6th, 2010

Başka bir hayattı oysa istediğim
BambaÅŸka olabilmeliydi herÅŸey
Ölümsüz bir aşkım olmalıydı mesela
Bırakıp gitmemeliydi beni

Küçük bir evim olmalıydı
Yazinin devamini okuyun »

Bağlanacaksın Şiiri

Mart 6th, 2010

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaÅŸayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin iÅŸte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiÄŸinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir ÅŸeyleri sahipleneceksen, Yazinin devamini okuyun »

Kalp yangını Şiiri

Mart 6th, 2010

Anlatılması imkansız biliyor musun
Bir insanın başka bir insan için bu kadar yanması
Onu gördüğü zaman dizlerinin tutmaması
Konuşamaması…

Adına ne derler acaba
Sadece sevda denip geçilir mi
Yoksa başka bir ismimi vardır
Ya da sadece ben mi yaşıyorum bu duyguları
O yüzden mi bu kadar tarifsiz bu durum
Yanıyorum tutuşuyorum
Anlatamıyorum

Nasıl bir duygu tüneli bu
Nasıl bir aşk ateşi
Hangi dilde anlatılır bu kalp yangını
Hangi asırda yaşanır

Ben bu kadar yakınken sana
Sen yıldızlar kadar uzaksın bana
Yoksa işlediğim günahların
Bedeli mi bilmem
Bu aÅŸk ateÅŸinde yanmak

Yoksa böylesine aşık olmak mı suçum
Gözlerinden başka
Hiç bir şey yokken dünyamda
Bulanmışım demek ki baÅŸtan baÅŸa günahlara Yazinin devamini okuyun »

Unutmadım Unutamam Kara Sevdam Merak Etme Şiiri

Ocak 20th, 2010

Yitirilmiş, kaybedilmiş duygulara takılı kalıp
hayatımdan eksilen ne varsa onları yüreğime gömüyor ve
üzerinde açan mutluluk ve hüzün çiçeklerini her hatırladığımda
ise onları yağmurlara inat göz yaşlarımla suluyorum.

Hayat o kadar zamansız duygular yaşatıyor ki
sen bu zaman denilen kavramın içindeki en değerli andın.
Hüzün çiçeklerimi soldurup
yüreğime mutluluk tohumları ektim seninle,
sonra sarıdan çaldım,yeşilden,maviden ve siyahtan,
hayat bu renklerden ibaretti sende;
rengarenk tablolar resmettim hayatın duvarlarına ve
her renkte sen vardın.

Zamansız duygular;
ama zamanı beklemezmiş yaşamaya değer şeyler ben sende bunu anladım.
Zamansız gelmiştin bana,
baharı yaşamamış çöl gibiyken yüreğim senin yağmurunda ıslandım.
Çiğ damlası oldu bakışların,
gözlerinin neminde ise hiç yaşanmamış bir iklim ısıttı kalbimi,
çorak toprağıma ektiğin filizler çiçek açtı.
Yemyeşil bir dünya oldun içimde..

Artık rüyalara gerek duymuyordu bedenim,
çünkü ruhum yaşıyordu seninle sen canımdan
 içimden bir parçaydın öylesine bir bütün olmuştun ki
düşünmek bile istemediğim tek şey senden kopma korkusuydu.
Ve koptun… Ve ben… öldüm…..(…ve… uzun bir sessizLik..)

Artık zamansız değil duygularım,
sensizliğin acısı zaman dinlemiyor.
En beklenilmedik en umulmadık zamanı bile beklemiyor her an..
her saniye..her dakika.. gözlerimi sensizliğin acısına kilitliyorum.
Yaşamaya değer şeyler zamanı beklemediği gibi
acılarda vuracağı kalbin çığlıklarına aldırış bile etmeden
darbelerini en derine indiriyor Ve ben sensiz yok olup ölüyorum…

Hayatın duvarlarına resmettiğim o rengarenk duygularım,
gözlerime inen o fırtınalı yağmurla akıp giderken ve
ben bu bomboş bedeni sokaklara taşıyıp yorgun ayaklarımla,
yağmurların hırpaladığı kaldırımlara serilirken
akıp giden bu deli yağmurla ağlıyorum.
Ellerimde artık kül rengi kaldı.
Bomboş bir tuval var şimdi önümde
ve ben ellerimde kalan kül rengiyle
ancak bu yitirilmiÅŸliÄŸi bu sensizliÄŸi anlatabilirim…

Ben bu cümlelere sığınarak anlatamam seni
bu cümleler bu kelimeler anlatır mı..?
sanıyorsun…
Unutulmuşluğu,unutmayı,unutabilme- - yi
kısacası unutmak adına ne varsa hepsini hepsini unuttum…
Unutulmamayı,unutmamayı,unutabilememey- - i öğrendim yokluğunda,
beni çeken hayalin gözlerime perde gibi indiğinde ellerimde ellerinin sıcaklığını hissettim.
Avuçlarımda o ipek saçların dolaştı,
ve ben yokluğunda hayal ettiğim gözlerine gözlerimi kilitledim..
Ben sana olan bu sevgimi unutmayı değil,
bir ömür boyu ölümsüzleştirmeyi dilerdim.
Ve ben ben dudaklarımda ezberlediÄŸim ÅŸarkının her kelimesini göz yaÅŸlarıma ekledim….

Ama Benim CiÄŸerim Yanar..
Ten Oyalanır CAN Kanar..
İki Gözüm İki ÇeÅŸme Haberin Yok….
İçerime İçerime Akar…

UNUTMADIM UNUTAMAM KARA SEVDAM MERAK ETME YAÅžAMAKSA YAÅžADIM
LAKİN CANIMIN ÇOÄžU KALDI SENDE…

Unutmadım unutamam
Kara sevdam merak etme
Yaşamaksa yaşadım lakin
Canımın çoğu kaldı sende

Pişman mıyım asla
Güzelleştim yasla
Sevmedim mi sevdim evet
Senden sonra ihtirasla

Ama benim ciÄŸerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme
Haberin yok içerime içerime akar

Benim ciÄŸerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme
Haberin yok içerime içerime akar

Unutmadım unutamam
Kara sevdam merak etme
Yaşamaksa yaşadım lakin
Canımın çoğu kaldı sende

Ama benim ciÄŸerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme
Haberin yok içerime içerime akar

Benim ciÄŸerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme
Haberin yok içerime içerime akar

Unutmadım unutamam
Kara sevdam merak etme
Yaşamaksa yaşadım lakin
Canımın çoğu kaldı sende.

Söyle Şiiri

Ocak 20th, 2010

Söyle yağmur çamur
Değmedi yüreğime
Åžimdi ben nerdeyim
Sen nerde

Söyle ay doğmadan
Düşmesin yaş gözüme
Åžimdi ben nerdeyim
Sen nerde

Dışarda kar yağıyor
Benim içime yağmur
Ağlama gözbebeğim
Biraz daha dur

Yüreğime basa basa
İçimden yar gidiyor
Ağlama iki gözüm
Biraz daha dur

Ay ay ay yanıyor ömrüm

Vallah yağmur çamur
Değmedi yüreğime
Söyle ben nerdeyim
Sen nerde

Söyle ay doğmadan
Düşmesin yaş gözüme
Söyle ben nerdeyim
Sen nerde

Söyle yağmur söyle
Değmeden yüreğime
Söyle gökyüzüne
O nerde

Söyle baksın gece
DaÄŸlardan hasretime
Söyle bilmesen de
O nerde

Söyle ay doğmadan
Düşmesin yaş gözüme
Söyle gökyüzüne
O nerde

Ahmet KAYA

Biz Üç Kişiydik Şiiri

Ocak 20th, 2010

Biz üç kişiydik;

Bedirhan, Nazlıcan ve ben

Üç ağız, üç yürek, üç yeminli fiÅŸek…

Adımız bela diye yazılmıştı dağlara taşlara,

Boynumuzda ağır vebal, koynumuzda çapraz tüfek…

 

El tetikte kulak kiriÅŸte

Ve sırtımız topraÄŸa emanet…

Baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi,

Yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık.

Deniz çok uzaktaydı

Ve dokunuyordu yalnızlık.

Gece uçurum boylarında,

Uzak çakal sesleri

Yüzümüze, ekmeğimize,

Türkümüze çarpar geçerdi.

 

Göğsüne kekik süredi Nazlıcan,

Tüterdi buram buram.

Gizlice ona bakardık,

YüreÄŸimiz göçerdi…

 

Belki bir çoban kavalında yitirdik Nazlıcan’ı,

Ateşböcekleriyle bir oldu kırpışarak tükendi.

Bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza,

KurÅŸun gibi, mayın gibi tutuÅŸarak tükendi…

 

Oy Nazlıcan vahşi bayırların maralı,

Nazlıcan saçları fırtınayla taralı,

Sen de gider miydin böyle yıldızlar ülkesine,

Oy Nazlıcan oy can evinden yaralı…

 

Nazlıcan serin yayla çiçeği

Nazlıcan deli dolu heyecan

Göğsümde bir sevda kelebeği

Nazlıcan ah Nazlıcan…

 

Artık yenilmiş ordular kadar

Eziktik, sahipsizdik

Geçip gittik, parka ve yürek paramparça,

Gerisi ölüm duygusu, gerisi sağır sessizlik,

Geçip gittik, Nazlıcan boÅŸluÄŸu aramızda…

 

Bedirhan’ı bir geçitte sırtından vurdular…

Yarıp çıkmışken nice büyük ablukaları,

Omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca,

Titredi ve iki yana düştü kolları….

Ölüm bir ısırgan otu gibi sarmıştı her yanını

Devrilmiş bir ağaçtı ayışığında gölgesi

Uzanıp bir damla yaş ile dokundum kirpiklerine

Göğsümü çatlatırken nabzımın tükenmiÅŸ sesi…

 

Sanki bir şakaydı bu, birazdan uyanacaktı,

Birazdan ateşi karıştırıp bir sigara saracaktı

Oysa ölüm sadık kalmıştı randevusuna ah

O da Nazlıcan gibi bir daha olmayacaktı…

 

Ey Bedirhan; Katran gecelerin heyulası,

Ey Bedirhan; Kancık pusuların belası

Sen de böyle düşecek adam mıydın konuşsana,

Ey Bedirhan ey mezarı kartal yuvası…

 

Bedirhan mor dağların kaçağı

Bedirhan mavi gözleri şahan

Zulamda suskun gece bıçağı

Bedirhan ah Bedirhan…

 

Biz üç kişiydik

Üç intihar çiçeği

Bedirhan, Nazlıcan ve ben

Suphi…

 

Yusuf  HAYALOĞLU

Anam Gelir Åžiiri

Ocak 20th, 2010

Sakalıma kır düştü,
Söylemeyin anama.
Üzülürde ağlar,
AÄŸlar sonra, bilirim.

Hepsi hepsi üç tane
Üç tel ne ki sakalda
Üzüldüğüne değmez,
DeÄŸmez sonra bilirim.
Gözlerime bir baksın,
Bir baksın anam şöyle.
Derdi gözümden okur,
Okur sonra bilirim

Yine İstanbul anlatırım,
Anlatırım neşeyle.
Neşemde hüzün bulur,
Bulur sonra, bilirim.

Ana bir ÅŸey yok derim,
Sen dua et gizlice.
Anam hep dua eder,
Eder sonra bilirim.

Ölüm haberim gelir
Bir gün bir gazetede.
PeÅŸimden anam gelir,
Hemen gelir, bilirim.

Bedirhan Gökçe